Ekmek Çeşitleri Arasındaki Farkı Anlamanın Yolu
Unun türü ve mayalanma süresi, ekmeğin tadını, dokusunu ve tokluk süresini belirler. Doğru ekmeği seçmenin ölçütleri.
Derya Aksu 4 dk
Ekmek, Türkiye sofrasının en sabit unsuru ama en az sorgulanan yiyeceklerinden biri. Fırından alınan somun çoğu zaman düşünülmeden seçilir; oysa raftaki ekmekler birbirinden yalnızca şekliyle değil, unun türü, mayalanma süresi ve içeriğiyle de ayrılır. Bu farklar hem tadı hem dokusu hem de tokluk süresi bakımından belirgin sonuçlar doğurur.
Un, ekmeğin karakterini belirler
Beyaz ekmek, buğdayın kepeği ve özü ayrılmış unundan yapılır. Geriye kalan kısım ağırlıklı olarak nişastadır; bu yüzden hamur kolay kabarır, iç yapı yumuşak olur ve tat nötr kalır. Tam buğday unu ise tanenin tamamını içerir. Kepek ve öz, ekmeğe hem koyu bir renk hem de belirgin bir tat verir, aynı zamanda lif ve mineral içeriğini yükseltir.
Piyasada "kepekli" diye satılan pek çok ekmek aslında beyaz una sonradan kepek eklenerek yapılır. Bu, tam tahıllı ekmekle aynı şey değildir. Etikette ilk sırada "tam buğday unu" yazması, ürünün gerçekten tam tahıllı olduğunun en güvenilir işaretidir. Rengin koyu olması tek başına bir gösterge değildir; melas ya da karamel rengi kullanılarak koyulaştırılmış beyaz ekmekler yaygındır.
Çavdar, ekmeğe kendine has ekşimsi bir tat ve yoğun bir doku verir. Yulaflı ekmekler daha yumuşak ve hafif tatlımsıdır. Karabuğday ve kinoa gibi tahıl dışı unlarla yapılan karışımlar ise farklı besin profilleri sunar ama tek başlarına glutensiz oldukları için genellikle buğday unuyla harmanlanır.
Mayalanma süresinin farkı
Ekmeğin kalitesini belirleyen ikinci büyük etken, hamurun ne kadar beklediğidir. Endüstriyel üretimde süreç hızlandırılır; hamur bir iki saatte fırına girer. Uzun fermantasyonda ise hamur saatlerce, bazen bir gece boyunca dinlenir. Bu sürede mikroorganizmalar unun içindeki bazı bileşenleri parçalar, aroma gelişir ve ekmek daha kolay sindirilir hale gelir.
Uzun mayalanmış ekmekleri anlamak zor değildir. İç yapıları düzensiz gözeneklidir, kabuğu kalın ve çıtırdır, tadı hafif ekşimsi ve karmaşıktır. Hızlı üretilmiş ekmekler ise tekdüze, ince gözenekli ve yumuşak kabukludur; ertesi gün belirgin biçimde kurur.
Hangi ekmek neye yakışır
Ekmeği tek bir ölçüte göre sıralamak yerine, ne için kullanılacağına göre seçmek daha pratiktir. Çorba yanına ya da tost için sıkı dokulu, çavdarlı ya da tam buğdaylı bir ekmek uygundur; ıslanmaya daha dayanıklıdır. Kahvaltıda peynir ve zeytinle sade bir beyaz somun ya da köy ekmeği güzel gider. Yağlı ve baharatlı yemeklerin yanına nötr tatlı ekmekler daha uyumludur, çünkü tabaktaki aromayı bastırmaz.
Sandviç yapacaksanız, dilimlendiğinde dağılmayan, gözenekleri fazla iri olmayan bir ekmek gerekir. İri gözenekli ekşi mayalı somunlar tabakta muhteşemdir ama sandviçte sosu alttan sızdırır.
Saklamak ve bayatı değerlendirmek
Ekmeğin buzdolabında saklanması yaygın bir hatadır. Soğuk, nişastanın yeniden kristalleşmesini hızlandırır ve ekmek oda sıcaklığındakinden daha çabuk bayatlar. Doğru yöntem, bir iki gün içinde tüketilecekse bez torba ya da ekmek kutusunda oda sıcaklığında saklamaktır. Daha uzun süre saklanacaksa dilimlenip dondurucuya konmalıdır; dondurulmuş ekmek dilimleri doğrudan tosta atılabilir.
Bayatlayan ekmeği atmak ise gereksizdir. Küp küp doğranıp fırında kızartılan ekmek salatalara çıtır bir katman ekler. Rendelenip kuruttuğunuzda köfteye ya da panelemeye galeta unu olur. Domates, zeytinyağı ve otlarla yapılan ekmek salataları, bayat ekmeği baş rolde kullanan eski Akdeniz çözümleridir. Suda ıslatılıp sıkılan bayat ekmek, birçok ev yemeğinde bağlayıcı olarak da kullanılır.
Ekmeğin tazeliğini anlamak için birkaç pratik işaret vardır. Taze bir somun elde hafif tartılır, kabuğu bastırıldığında çıtırdar ve alt tarafına vurulduğunda tok bir ses verir. Fırından yeni çıkmış ekmeği hemen dilimlemek ise iyi bir fikir değildir; içindeki nem henüz dengelenmediği için iç yapı ezilir. Yarım saat dinlendirmek dokusunu belirgin biçimde iyileştirir.
Porsiyon konusunda da basit bir ölçü işe yarar. Ekmek, tabağın tamamlayıcısıdır; yemeğin yerine geçtiğinde öğün dengesizleşir. Yanında sebze, baklagil ya da protein bulunan bir tabakta bir iki dilim ekmek çoğu kişi için makul bir miktardır. Ekmek tüketimini azaltmaya çalışanlar için ise miktarı birden kesmek yerine cinsini tam tahıllıya çevirmek genellikle daha kolay sürdürülür.
Ekmeği bilerek seçmek, tabaktaki en sıradan öğeyi en tatmin edici hale getirebilir. Etikete bir kez bakmak, fırıncıya unun türünü sormak ve doğru saklamak; bunlar birkaç saniyelik alışkanlıklar ama sonuçları her öğünde hissedilir.